KANUN TANIMAZ EŞKIYALIK VE DÜNYANIN UTANCI

Ulan kanun tanımaz eşkıya şebeği!
Bir ülkeye giriyorsun, seçilmiş başkanını alıkoyuyorsun, sonra da utanmadan çıkıp diyorsun ki:
“Bu ülkeyi artık ben yöneteceğim, yer altı ve yer üstü tüm kaynaklarına el koyuyorum.”

Yetmiyor…
Bu alçaklığı bir de şova çeviriyorsun. Kameralar önünde kibirle gülümsüyor, kanı, gözyaşını ve yıkımı bir propaganda malzemesi gibi pazarlıyorsun. İşgalin adına “demokrasi”, talanın adına “özgürlük”, zorbalığın adına “dünya düzeni” diyorsun.

Peki ey dünyada yaşayıp ülke yöneten sözde devlet liderleri!
Sizler ne yapıyorsunuz?

Sessizce izliyorsunuz.
Üç maymunu oynuyor, konfor koltuklarınızdan kalkmaya tenezzül etmiyorsunuz. Bilin ki siz sustukça, bu zulmün suçuna ortak oluyorsunuz. Şeytan tek başına bu kadar cesur olamaz; ona cesareti veren, sizin suskunluğunuzdur.

İçinden sağ çıkamayacağımız bir dünyada yaşıyoruz.
Ha bir gün fazla yaşamışız, ha bir gün eksik…
Nedir ki?

Ama adalet olmadan yaşanan her gün, bir utançtır.
İnsanlık onuru ayaklar altındayken alınan her nefes haramdır.
İşte bu yüzden haykırın!
Adalet deyin, bir daha deyin, bir daha deyin!
Zulme karşı yekvücut olun!

Şunu asla unutmayın:
Haksızlık karşısında susan, sadece hakkını değil; şerefini ve onurunu da kaybeder.

Ve Amerika…
“Büyük” diye korkulan Amerika…

Büyüklük tankla, uçakla, silahla ölçülmez.
Büyüklük adaletle ölçülür, vicdanla ölçülür, insanlığa saygıyla ölçülür.
Büyük diyerek korkanlar, bilin ki siz büyüklüğü değil, gücü kutsuyorsunuz.
Ve güce tapınanlar, eninde sonunda küçülmeye mahkûmdur.

Bugün susanlar, yarın konuşacak bir yüz bulamayacak.
Bugün görmezden gelenler, yarın tarihin karanlık sayfalarında yerini alacak.

Çünkü tarih şunu yazar:
Zalimleri değil, zalime karşı duranları büyütür.