Soğuk havalarda üşüme hissinin ilk olarak el ve ayaklarda başlaması, yalnızca düşük hava sıcaklığıyla açıklanmıyor. Uzmanlara göre bu durumun temelinde vücudun ısıyı koruma stratejisi ve dolaşım sistemi yatıyor.
İnsan vücudu, soğukla karşılaştığında hayati organları korumayı öncelik haline getiriyor. Kalp, beyin ve iç organların bulunduğu karın bölgesi “ısı merkezi” olarak kabul edilirken, el ve ayak parmakları bu merkeze en uzak bölgeler arasında yer alıyor. Bu nedenle vücut, kan akışını öncelikle iç organlara yönlendirerek uç noktalara giden dolaşımı kısıtlıyor.
Bir diğer önemli etken ise el ve ayaklarda ısı üreten büyük kas gruplarının bulunmaması. Kas yoğunluğu düşük olan bu bölgeler, yeterli ısı üretimi sağlayamadığı için çevresel soğuğa karşı daha savunmasız kalıyor.
Ayrıca yüzey alanının geniş olması, ısının daha hızlı kaybedilmesine neden oluyor.
Uzmanlar, el ve ayakların sık üşümesinin genellikle fizyolojik bir durum olduğunu belirtirken; sürekli ve aşırı soğukluk hissinin dolaşım bozuklukları, kansızlık veya tiroit sorunları gibi sağlık problemlerinin de habercisi olabileceğine dikkat çekiyor.
Soğuk havalarda katmanlı giyinmenin, eldiven ve kalın çorap kullanımının yanı sıra düzenli hareket etmenin, uç bölgelerdeki kan dolaşımını artırarak üşüme hissini azaltabileceği ifade ediliyor.
