Eskişehir’de bir trafik polisi devletin kendisine emanet ettiği üniformayla siyasi mesajlar vererek gündem oluşturması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir vakadır. Trafik ışıklarını yönetmesi, kazalara müdahale etmesi, şehir içi düzeni koruması gereken bir görevlinin, devletin hiyerarşik düzenine ve ortak aklına meydan okuyacak çıkışlar yapması kabul edilemez.
Devlet kurumu içinde, devletin verdiği yetki ve sorumluluğun gölgesinde “ayara kalkışmak”, yalnızca görev disiplininin değil, kamu ahlakının da ihlalidir. Bir memur, devlete karşı görevini yaparken tarafsız olmakla yükümlüdür. Hele ki üniforma taşıyorsa, o üniforma kişisel fikirlerin değil, devletin vakarının bir sembolüdür.
Böylesi çıkışlarla, karmaşık ve stratejik devlet süreçlerini “kırmızı ışık–yeşil ışık” basitliğine indirgemek, milletin aklıyla alay etmeye kalkışmaktır. Devletin attığı adımlar milimetrik hesapla atılır; güvenlik politikaları, terörle mücadele stratejileri, ulusal çıkar merkezlidir. Bunları trafik lambası seviyesine indirgemek, devlet aklını anlamaktan ne kadar uzak olunduğunu açıkça gösterir.
Devlet Bahçeli’nin de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yıllardır üzerinde titizlikle durduğu süreçler; bu milletin canı yanmasın, analar ağlamasın diyedir. Uygun zamanda, uygun zeminde ilerleyen bu politikalar; günlük siyasi tartışmaların, kişisel öfke patlamalarının, kendini rol model ilan etmeye çalışan memur çıkışlarının üzerinde durduğu basit zeminden çok daha derin ve milli bir iradeye dayanır.
Ne var ki bazıları, kendilerine kalkan üretmek için “Ben MHP’liyim” diyerek toplumsal değerleri istismar etmekten çekinmiyor. Tıpkı dinî bilgiye sahip olmayan marjinal çevrelerin din üzerinden ahkâm kesmesi gibi… Kendi fikrini, bir partinin ya da bir davanın üstünde göstermeye çalışanlara Anadolu’da boşuna “kurt postuna bürünmüş çakal” denilmez.
MHP töresi açıktır: Lidere sadakat, devlete bağlılık, millet iradesine hürmet.
Bu töreye bağlı olan, devletin üniformasıyla devlete meydan okumaz.
Şanlı Türk Polis Teşkilatı’nın onurunu korumak herkesin görevidir. Bu ülke, darbe girişimlerinde polis üniforması giyip millete kastedenleri de gördü, aynı gece milletinin yanında duran kahraman polisleri de. Üniforma, kişisel şovun değil, devlet-millet birlikteliğinin sembolüdür.
Devletin Dairesinde Çalışıp Devlete Meydan Okumak
Buradan devlet yetkililerine sesleniyorum:
Bazı kamu kurumlarında, özellikle büyük şehirlerde, mesai saatlerinde devletin verdiği görevi bırakıp hükümeti, cumhurbaşkanını, devlet politikalarını acımasızca hedef alan; hatta iftira boyutuna varan söylemler üreten memurlar olduğu biliniyor.
Üstelik bunların bir kısmı, üst yöneticileri tarafından korunuyor. Kamu kurumunda çalışıp kamu malından maaş alanların, devletine karşı konumlanması kabul edilemez.
Kamusal düzenin temeli disiplindir. Disiplinin olmadığı yerde devlet olmaz.
Kamu görevlisi, ideolojik propaganda yapmak için değil, millete hizmet etmek için görevdedir. Hele ki millete hesap vermeyenlerin, millet iradesiyle seçilmiş yöneticileri hedef alması; devlet geleneğine, kamu ahlakına ve memuriyet disiplinine tamamen aykırıdır.
Son Söz: Tedbir Olmazsa Devlet Olmaz
Devlet, kurallar ve hiyerarşi ile ayakta durur.
Kimse görev yaptığı kurumun imkanlarını, üniformasını, pozisyonunu kişisel siyasi hesaplarına malzeme edemez.
Devletin vakarına baş kaldıranın affı olmaz.
Bu millet, devletine sadakatle bağlı, görevini şerefiyle yapan kamu çalışanlarını baş tacı eder. Ama kurt postuna bürünmüş çakalları da çok iyi tanır.
Tedbir olmazsa devlet olmaz.
Devletin vakarına, kurumların disiplinine, milletin iradesine sahip çıkmak ise hepimizin ortak görevidir.
