Deneyimiyle, şehir hafızasına olan hâkimiyetiyle kıymetli ağabeyimiz Muhammet Hanefi İspirli dikkat çekici bir tespitte bulundu.
Öyle uzun uzun analizlere, karmaşık grafiklere gerek bırakmayan; rakamların kendi başına konuştuğu bir tablo…
1983 yılında Erzurum’un nüfusu 867 bindi.
Şehir, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 7 milletvekiliyle temsil ediliyordu.
Basın camiasında ise 30–40 civarında gazeteci vardı.
Bugün, 2026 yılına geldiğimizde…
Nüfus 736 bine düşmüş.
Milletvekili sayısı 5’e gerilemiş.
Ama buna karşılık 300–400 arasında “gazeteciyim” diyen isim var.
Rakamlar ortada.
Yorum ise hepimize ait.
Nicelik Artıyor, Nitelik Ne Oluyor?
Mesele kimsenin ekmeğiyle oynamak değil.
Mesele kim gazeteci, kim değil tartışması hiç değil.
Asıl mesele şu:
Şehir küçülürken unvanlar neden büyüyor?
1983’te gazeteci sayısı azdı ama etkisi vardı.
Sözü olanın ağırlığı vardı.
Yazılan bir yazı yankı bulur, yapılan bir haber gündem olurdu.
Bugün sayı fazla.
Ancak etki aynı oranda mı?
Şehrin sorunları daha mı güçlü dillendiriliyor?
Yoksa kalabalık içinde sesler mi kayboluyor?
Temsil Gücü Azalan Bir Şehir
Nüfusun azalması sadece bir demografik veri değildir.
Bu, aynı zamanda siyasi temsil gücünün azalması demektir.
7 milletvekilinden 5’e düşmek, mecliste iki sesin eksilmesi demektir.
Bu da şehrin Ankara’daki ağırlığının azalması anlamına gelir.
Göç veren bir şehir olmak, sadece ekonomik değil; sosyal ve kültürel bir alarmdır da.
Asıl Soru Şu
Bir şehir neden küçülür?
Neden gençlerini tutamaz?
Neden temsil gücü azalır?
Ve en önemlisi:
Bu tabloyu tersine çevirmek için kim ne yapıyor?
Bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; sayıların değil, sorumluluğun artmasıdır.
Unvanların değil, üretimin çoğalmasıdır.
Görünürlüğün değil, şehrin gerçek meselelerine odaklanmanın çoğalmasıdır.
Son Söz
Bu yazı bir eleştiri değil; bir yüzleşme çağrısıdır.
Rakamlar birer veri değil; birer uyarıdır.
Şehir küçülüyorsa, hepimizin payı vardır.
Şehir büyüyecekse de, yine hepimizin emeği gerekecektir.
