Tahta Kanatlardan Çelik Pervanelere: Asuman Saydam Atasoy ile Zamanda Yolculuk

Edebiyat dünyasında kendine özgü üslubu ve güçlü kalemiyle tanınan yazar Asuman Saydam Atasoy, ‘Tahta Kanatlardan Çelik Pervanelere’ kitabıyla okuyucuları zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. Hayal gücü ile gerçeğin buluştuğu bu eserde, geçmişin izleriyle geleceğin hayalleri harmanlanıyor. Biz de Atasoy’la kitabının ilham kaynağını, yazım sürecinde yaşadığı zorlukları ve okuyucularına vermek istediği mesajları konuştuk. Ortaya hem samimi hem de ilham verici bir söyleşi çıktı.

Asuman Saydam Atasoy’u okurlarımız biraz daha yakından tanıyabilir mi? Edebiyat yolculuğunuz nasıl başladı?
24 Ağustos 1981’de Kırıkkale’de doğdum. Ben dünyaya geldiğimde Kırıkkale, Ankara’nın bir ilçesiydi. Daha sonra il statüsüne geçince resmi kayıtlarda öyle yazıldı ama ben hâlâ kendimi Ankaralı olarak tanımlamaktan hoşlanıyorum. Hâlen Ankara’da yaşıyorum, evliyim ve iki çocuk sahibiyim. Yazıyla yolculuğum kendimi bildim bileli ne bulursam okumayla başladı sonra öğrendim ki okumak sarec bir metinle sınırlı değilmiş.Daha sonra köşe yazarlığı ve farklı mecralarda yazılarla devam etti. “Tahta Kanatlardan Çelik Pervanelere” ise bu uzun yolculuğun bir dönüm noktası oldu.

* Tahta Kanatlardan Çelik Pervanelere”yi yazmaya sizi hangi olaylar veya duygular yönlendirdi?
Aslında bu eser, hayatım boyunca biriktirdiğim gözlemlerimin ve yaşanmışlıkların bir yansıması. İnsanların hayata tutunuş biçimleri, dönemin ruhu, kişisel mücadeleler ve zamanın getirdiği değişimler beni derinden etkiledi. Bu duyguları bir yerde toplamak, paylaşmak ve gelecek nesillere bir iz bırakmak istedim.

* Kitabınızın başlığı oldukça etkileyici. “Tahta Kanatlardan Çelik Pervanelere” ifadesiyle okuyucuya neyi aktarmak istediniz?
Başlık aslında bir metafor. Zayıf görünen, kırılgan tahta kanatlardan; güçlenmiş, çeliğe dönüşmüş pervanelere uzanan bir yolculuğu simgeliyor. İnsan ruhunun ve toplumun değişimini, gelişimini, acılarını ve dirençlerini ifade ediyor.

* Kitabınızdaki karakterler gerçek kişilerden mi esinlendi, yoksa tamamen hayal gücünüzün ürünü mü?
Karakterlerin tamamı gerçek kişiler ve gözlemlerden oluşuyor. Çünkü bu eser bir kurgu değil; birebir yaşanmışlıkların, şahitliklerin, duyulan sözlerin ve hissedilen duyguların toplamı. O yüzden okuyucu kendinden, çevresinden çok şey bulacak.

* Kitabınızda geçmişten günümüze uzanan bir yolculuk var gibi görünüyor. Bu dönemsellik ve teknolojik geçişi aktarırken nelere dikkat ettiniz?
Öncelikle zamanı bir fon olarak kullandım. Yani bir dönemin ruhunu aktarırken sadece teknolojik gelişmeleri değil, insanın iç dünyasındaki dönüşümü de öne çıkardım. Mekân, zaman, toplumsal olaylar hepsi bir arka plan oluşturdu. Ama asıl dikkat ettiğim şey, insana dair duyguların ve çelişkilerin değişmediğini göstermekti.

* Bu kitabı yazarken en büyük zorluk neydi? Yazım sürecinde sizi en çok motive eden şey ne oldu?
En büyük zorluk, yaşanmış hikâyeleri yazıya aktarırken duyguların ağırlığını taşımaktı. Bazı bölümlerde nefes almakta zorlandım. Ama beni en çok motive eden şey, kalemin ucunda saklı duran iyileştirici gücü hissetmek oldu. Yazarken hem kendime hem de okuyuculara bir yol açtığımı düşündüm.

* Kitabınızdan okuyucuların almasını istediğiniz temel mesaj veya his nedir?
Hiçbir şeyin yoktan var olmadığını, her şeyin bir iz, bir mücadele ve bir direnişle bugünlere ulaştığını hissetmelerini istiyorum. İnsanların hem kendilerine hem de yaşadıkları döneme karşı daha bilinçli ve duyarlı olmalarını diliyorum.

* “Tahta Kanatlardan Çelik Pervanelere” sonrası üzerinde çalıştığınız yeni bir proje veya devam kitabı var mı?
Evet, yakında gerçek yaşantıdan yola çıkan bir roman kitabım çıkacak. Bu kitapta özellikle bu coğrafyada kadın olmanın zorluklarını, yanlış kültürel aktarımın bireyler üzerinde bıraktığı izleri ve sonuçlarını ele alıyorum. Kadınların hem anne olarak kutsal bir rol üstlenmesi, hem de çoğu zaman bu rol uğruna kendilerini yok saymaya itilmesi en çok üzerinde durduğum noktalardan biri. Bu roman, bir yönüyle kişisel bir tanıklık, bir yönüyle de toplumsal bir hafıza olacak. Okuyucular sadece bir hayat hikâyesine değil; aynı zamanda bu toplumun acılarına, direncine ve içsel çığlıklarına da tanıklık edecekler

Asuman Saydam Atasoy ile gerçekleştirdiğimiz bu samimi söyleşi, ‘Tahta Kanatlardan Çelik Pervanelere’ kitabının satır aralarında gizlenen duyguları ve düşünceleri daha yakından görmemizi sağladı. Atasoy’un kaleminden doğan bu eser, yalnızca bir edebi yolculuk değil, aynı zamanda geçmişle geleceği buluşturan bir köprü niteliğinde. Okuyucular için hem ilham verici hem de düşündürücü bir deneyim sunan kitap, edebiyat dünyasında kendine özel bir yer edinmeye aday görünüyor.

Değerli zamanını ayırarak düşüncelerini ve duygularını bizlerle paylaşan yazar Asuman Saydam Atasoy’a teşekkür ediyoruz. ‘Tahta Kanatlardan Çelik Pervanelere’ kitabının okurlarına ilham ve yeni ufuklar açmasını temenni ediyor, kendisine edebiyat yolculuğunda başarılarının devamını diliyoruz