Vefasızlığın En Acı Yüzü: Feridun Fazıl Özsoy’un Ardından

Erzurum’un basın tarihinde iz bırakmış, emeğiyle, gayretiyle, hayalleriyle bu şehre değer katmış bir isimdi Feridun Fazıl Özsoy. Yıllarca TRT çatısı altında, mesai kavramını hiçe sayarak, bağlı bulunduğu kurumu en iyi şekilde temsil etmek için gece gündüz çalışan bir emekçiydi. Onun için görev, sadece bir iş değil; bir dava, bir sorumluluktu. Ancak ne acıdır ki, bu dünyadan ebedi âleme göç ettikten sonra, ardından yapılan vefasızlık manzarası, hem ailesini hem de Erzurum’un vicdanını derinden yaraladı.

Feridun Bey’in ardından söylenen sözler, yapılan paylaşımlar, verilen demeçler bir yana; asıl mesele, gösterilmeyen vefadır. Dün onun varlığından menfaatlenen, her fırsatta yüzüne karşı övgüler yağdıran, elinden ödül alan bir kısım trt çalışanları,ödül aldıklarında “Cansın Feridun Bey” diyenlerin maskeleri birer birer düştü. Gerçek yüzler, bu veda sürecinde ortaya çıktı. TRT Erzurum İl Müdürünün sergilediği duyarsızlık, sadece bir ailenin değil, bir şehrin ortak vicdanını kanattı.

Feridun Fazıl Özsoy gibi bir ismin ardından, daha anlamlı bir veda, daha güçlü bir sahiplenme beklenirdi. TRT’nin bahçesinde yapılacak bir tören, hem kurumsal bir vefa örneği olurdu hem de yıllarca emek verdiği kurumun, çalışanına duyduğu saygının göstergesi. Ama düşünülmedi veya neme lazımcılık oynandı.Kıasaca ne yazık ki, bu yapılmadı. Kurumun bazı yetkilileri, vitrinlere oynayan, mavi boncuk dağıtan, sahte gülücüklerle günü kurtaran bir anlayışın temsilcisi olmayı tercih etti. Oysa vefa, sadece yaşarken değil, uğurlarken gösterilen hassasiyetle ölçülür.

Cenazede Özsoy ailesinin dile getirdiği sitem, yerindeydi. Çünkü bu sitem, sadece bir ailenin değil, bir dönemin, bir anlayışın, bir vicdanın haykırışıydı. TRT Erzurum İl Müdürü, bu süreçte üzerine düşeni yapmadığı gibi, sergilediği vurdumduymazlıkla da büyük bir vefasızlığa imza attı. Bu şehir, kadirşinaslığıyla anılmak isterken, kurumun bu tavrı Erzurum’un o güzel hasletlerine gölge düşürdü.

Ne hikmetse, o kurumun bazı birimlerinde sabahlara kadar birbirlerinin arkasından yalan, iftira.hakaret ve riyakârlık üretenler; sabah olduğunda yüzsüzce birbirlerinin yüzüne bakıp çay içebiliyorlar. Böyle bir ortamda, ahde vefa beklemek elbette boşa. Çünkü vefa, karakterle ilgilidir; makamla, unvanla değil.

Feridun Fazıl Özsoy, bu şehirde hayırla yad edilecek bir isim olarak kalacak. Onun emeğini, gayretini, samimiyetini unutturmak mümkün değil. Ancak ona yapılan saygısızlık ve vefasızlık da unutulmayacak. Bu vefasızlığı sergileyenleri tarih değil, vicdanlar yargılayacak.

Kısacası, Feridun Bey gitti; geride kalanların vefasızlığı ise bu şehrin hafızasında kara bir leke olarak kalacak. Bizler, onun adını hayırla anarken, bu duyarsızlığı da lanetle anacağız. Çünkü vefa, sadece bir kelime değil; insan olmanın en temel ölçüsüdür.