Gölge Etmeyin; Başka ihsan istemez

Bu vatan, yakın tarihinde utanç verici sınavlardan geçti. İnancı sebebiyle kamusal alandan dışlanan, başörtüsü yüzünden eğitim hakkı elinden alınan insanların yaşadıkları hâlâ hafızalardadır. Devletin, milletine mesafe koyduğu; vesayet odaklarının iradenin üstüne çöktüğü dönemler bu ülkenin gerçeğiydi. Her on yılda bir yapılan müdahalelerle, bu milletin yönü çizilmeye çalışıldı; iradesine parmak sallandı.

Fakat bu millet boyun eğmedi. Sabretti, direndi, çalıştı. Sandıkta konuştu. Özlem duyduğu yönetimi iş başına getirdi. Bu sadece bir siyasi değişim değil, aynı zamanda bir zihniyet devrimiydi. Ülke birçok alanda mesafe aldı; eksikler oldu, hatalar yapıldı, ancak kazanılan özgürlükler ve verilen hizmetler inkâr edilemez bir gerçek olarak ortadadır.

Ne zaman ki bu ülke nefes almaya başladı, işte o zaman birileri yeniden sahneye çıktı. Dün susanlar, bugün en önde konuşuyor. Dün ortada görünmeyenler, bugün ahkâm kesiyor. Üstelik bunu yaparken ne ölçü tanıyorlar ne de vicdan.

Özellikle Erzurum’da yürütülen hizmetleri ve gayreti hedef alan çevrelerin dili artık eleştiri sınırını aşmış, açık bir itibarsızlaştırma çabasına dönüşmüştür. Oysa AK Parti Erzurum İl Başkanı, makamını bir imtiyaz kapısı değil, bir sorumluluk alanı olarak gören; vatan ve millet sevdasını kişisel hesapların çok üzerinde tutan bir anlayışın temsilcisidir. Maddi beklentilerle değil, dava bilinciyle hareket eden; yük almaktan kaçmayan, aksine yükün altına omuz veren bir isimdir.

Bu noktada açık konuşmak gerekir: İstekleri karşılanmadı diye saldırıya geçenlerin ne samimiyeti ne de sözlerinin kıymeti vardır. Bu millet, kişisel menfaatleri için çamur atanları da, zor zamanlarda ortadan kaybolup bugün ortaya çıkanları da gayet iyi tanır.

Dahası, geçmişte vesayet dönemlerinde suskun kalıp bugün “cesur” kesilenlerin tavrı ibretliktir. Zor zamanda konuşamayanların, rahat dönemde yüksek perdeden konuşması bir duruş değil, bir zafiyettir. Bu millet, korkaklığa kılıf bulanları da, rüzgâra göre saf değiştirenleri de unutmaz.

Şunu herkes iyi bilmelidir: Sorumluluk almak, dışarıdan konuşmaya benzemez. Bir ilin yükünü taşımak; dertle dertlenmek, meseleyle hemhâl olmak ciddi bir irade ister. Bugün eleştiri adı altında yürütülen birçok söylem, bu yükün ne olduğunu bilmeyenlerin kolaycılığıdır.

Ayrıca, aynı yapının etrafında bulunup sonra o yapıya saldırmak, en hafif ifadeyle tutarsızlıktır. Duruş, rüzgâra göre değişmez. Ya yanında olursunuz ya karşısında. İkircikli tavırlar, bu millette karşılık bulmaz.

Son söz nettir: Bu millet, sevdiği kadroları kimseye yedirmez. Hizmet edenle, laf üreteni ayırt edecek ferasete sahiptir. Eleştiri adı altında yürütülen haksız saldırılar kimseye kazanç sağlamaz.

Gölge etmeyin. Çünkü bu millet artık gölgelere değil, hakikate bakıyor.